5-6 Mayıs 2014 Hıdırellez Dilekleri Duaları

imgresHer yıl 5 mayısı 6 mayısa bağlayan geceye hıdırellez diyoruz..

Hıdırellez, kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir Hızır günü olarak adlandırılan Hıdırellez günü, Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olduğu sayılarak kutlanmaktadır Hıdırellez günü 6 Mayıs, Rumi takvim olarak da bilinen Jülyen takvimine göre ise 23 Nisan günü olmaktadır. 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır Bu yüzden 6 Mayıs günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığını gösteriyor…

Hıdırellez Nedir – İslamda Hıdırellez – Hıdırellez Ne Demek:

Hızır ve İlyas (a.s)’ın her bahar başlangıcında buluştuklarına inanılan milâdi 6 Mayıs, Rumî 23 Nisan’a rastlayan güne verilen isim. Söz konusu günde Hızır ve İlyas (a.s)’ın buluşarak sohbet ederler ve bu günlerde vakitlerini Allah yolunda olmanın ve birlikteliklerinin verdiği sevinçle kuvvet bulurlardı. Hızır (a.s)’ın Allah’ın lütfu ile dolaştığı yerde yeşillikler çıkar ve çorak yerler çiçeklere bezenirdi. İşte bu olaya dayanarak, halk zamanla bu günlerde buluşup Hızır ve İlyas (a.s) ın geleneğini sürdürmek amacıyla özel anda ve dua günleri tertib eder olmuşlar. Ancak bu zamanla aslî hüviyetinden çıkarılarak günümüzde olan şekliyle Hıdrellez adını almıştır. Günümüzde kullanılan mânası ise; İnsanların kıştan kurutuluşlarının bir işareti ve bahar güneşinden faydalanma, piknik yapma, stres atma, eğlenme, nişan, düğün, sünnet törenleri tertip etme, uğursuzlukları giderme, adak adama, dilekte bulunma gibi düşünceleri gerçekleştirme amacıyla gelenekselleşen “bahar bayramı” inancıdır ki tam bir bid’at olarak ortaya çıkmıştır.

Hızır, Hıdır yahut Hadır Arapça bir kelime olup, yeşillik mânasına gelmektedir (Tecrîd-i sarîh Tercümesi, IX,144). İslâm âlimlerinin çoğuna göre Kur’ân-ı Kerîm’in Kehf sûresinde geçen Salih adam kıssasından Hızır (a.s)’ın anlaşıldığı ve onun Peygamber olduğu görüşü müfessirlerin bazılarının tercih ettiği bir görüştür (İbn Kesîr, Tefsir, V,179; el-Kehf,18/65). Ancak bazı âlimler tarafından da Nebî değil Velî olduğu görüşü ileri sürülmektedir (Tecridî Sarîh tercümesi, IX, 145). Ebû Hureyre (r.a)’den nakledildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s), Hızır (a.s)’a Hızır denmesinin sebebini izah ederken; “Hızır otsuz kuru bir yere oturduğunda ansızın o otsuz yer yeşillenerek hemen dalgalanırdı”buyurmaktadır (Tecrîdî Sarih tercümesi, IX, 144).

Hızır (a.s) Kur’ân-ı Kerîm’in Kehf suresinde “Kullarımdan birisi…” şeklinde sabit olmuştur. Veli olduğunu dahi kabul etsek, “İkinci Tabaka-i Hayatta bulunmaktadır. Bu mertebede aynı anda çok yerde bulunmak mümkündür.”

İlyas (a.s) İsrailoğulları Peygamberlerinden olup Kur’ân-ı Kerîm’de ismi geçen ve Tevrat’ta “Elia” diye zikrolunan Peygamberdir. M.Ö. IX. asırda yaşadığı ve daha sonra zamanın hükümdarları ile çok mücadele ettiği, çoğu zaman mağaralarda yaşadığı kaydedilmektedir.

Hz. İlyas (a.s) yada “İlyasîn” şeklinde ismi zikredilen (es-Sâffât, 37/130). Peygamberliği bildirilen “Hiç Şüphe yok ki İlyas gönderilen Peygamberlerdendir” (es-Sâffât, 37/123), şeklinde hitab edilen İlyas (a.s.) İsrailoğullarına Allah’ın elçisi olarak gittiğinde onlar “Ba’l” adında dört cepheli put’a tapıyorlardı. Hz. İlyas’ın bütün gayretlerine rağmen İsrailoğulları bu puta tapınmaktan vazgeçmemiş Hz. İlyas’ın Peygamberliğini yalanlayarak (es-Saffât, 37/ 124). Onu ülkeleri olan Ba’lbak’ten çıkarmışlardı. Fakat Allah’ın gazabı bunların üzerine geldiğinde pişman olmuşlar ve İlyas (a.s)’ı geri çağırmışlardı. Ancak tekrar nankörlük etmişler, bunun üzerine İlyas (a.s) oradan uzaklaşmıştır.

İlyas (a.s)’ın İsrailoğullarından ayrılması Hızır (a.s) ile buluşması gerçekleşti. Bu buluşma “Hızır İlyas” iken sonradan Hıdrellez şeklinde değiştirilmiştir.

Dilek ve Dualar

6 mayısta her yıl yeniden doğuş,tazelenme, ölümsüzlük ,bereket anlamarıyla bu gün kutlanır. Halkımız arasında bilinen onlarca ritiüel vardır. 6 mayıstan bir gün önce gecesi gül fidanının altına istekler konup dua edilir.  cüzdan koyanlar,bebek çizenler, ev yapanlar… Hızır’ın gülü çok sevdiği ve gül fidanlarını dolaştığı söylenir. O gün çalan kapılara mutlaka hızır mı geldi acaba diye bakılır. Eğer bir fakir,gariban yada çocuk gelmişse isteği hemen yerine getirilir.Samsun bölgesinde de ilginç gelenekler vardır. 6 mayısta ev erkenden temizlenir. Öğlene doğru içi su dolu bir ibrik,leğen ve temiz havlu banyoya konur. bir odaya seccade serilir. Masa kuş sütü eksik donatılır. Herkes öğlen ezanına yakın evin kapısını ,penceresini açıp dışarı çıkar. Hızır aleyhisselam beklenir. Duası alınmak istenir. Siz de bilirsiniz ki hızır acil servisin anlamı burdan gelir.Dilek dilerken gül ağacına astıktan sonra,edilecek dua;

Bismillahirrahmanirrahim

Bin bir adım bir adım,
ALLAH bir adım adım,
Kerim Kerem ALLAH,
Başım da bir duman var,
yardım eyle ALLAH.
La ilahe illallah muhammederresullallah
Yetiş imdadıma Hızır ile,
ALLAH birsin sen kula mişersin
Biz gibi kulların yardımcısı sensin
Hızır derya da erdim murada AMİN.. ..

Hıdrellez gününde bereket için okunacak dua..

“ALLAHÜMME RABBÜHÜ YA HALKALHALAS MUHAMMEDİN RESULULLAH YETİŞ İMDADIMA YA HIZIR YA İLYAS ”

BU DUA 40 DEFA OKUNUYOR.5 MAYIS GÜNÜ 39 DEFA OKUNUYOR.6 MAYIS SABAHIDA 40.OKUNUP DUASI YAPILIYOR…

Birde şöyle bir uygulma var;  5 Mayıs ikindi namazından sonra sabah namazına dek olan vakitte Allah rızası için 2 rekat namaz kılınır,ve namazdan sonra şöyle dua edlilir;

“Ya Rabbi! Sen dünyanın, kâinatın sahibisin ve her canlıyı yaratansın. Benim de Rabbimsin ve her canlının da Rabbisin Mevlam. Kullarının ve her canlının hakkını kullara verdiğin o günün, bugün olması sebebiyle bu günahkâr kulunun da hakkını sen ver Mevla’m. Rabbim! Senden, Senin varlığını, birliğini, mucizelerini yaşamayı ve yaşatmayı bana nasip etmeni istiyorum. Bizleri diğer canlılara karşı mahcup etme güzel ALLAH’ım.  Hızır (a.s.) ve Hıdır (a.s.) bu yolda bizlere arkadaş olsun da, hata ya da günah işlemekten alıkoysunlar. Dünya hayatında, maddi-manevi sıkıntılarımızda da her zaman yanımızda olsunlar Ey Rabbim.  ALLAH’ım! Yoksa bizler kul olarak bu dünyada hemen bozuluruz. Ne olur Rabbim! Bizleri Senin ve Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) merhametinden mahrum etme ALLAH’ım. Sana yalvaran bu kulunun da dünya ve ahiret hayatını kazandır. İşimizle, gücümüzle, duamızla sana sığınıyoruz güzel ALLAHım”.,

Dinimizde dilekler yalnızca Yüce Allah’tan dilenir. Çünkü dileğimizi yerine getirebilecek yegane kudret sahibi olan Yüce Allah’tır. “De ki: Allah’ım sen mülkün sahibi, sen dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden mülkü alırsın, dilediğini yükseltirsin, dilediğini alçaltırsın. İyilik senin elindedir sen her şeye kadirsin.” (Âli İmran, 3/26)

18 Mart 2014 Çanakkale Zaferi İle İlgili Kompozisyon Yazı

28141513_18mar1Çanakkale de şahlanan ruh, milletimizin mayasını oluşturan iman ve kardeşlik ruhudur.

Vatanın, namusun, dinin, bayrağın, kısaca bizi biz yapan değerleri feda etmemek için toprağa düşen şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz..

Çanakkale Zaferi, yedi asır üç kıtaya hükmeden büyük Osmanlının son zaferi, yeni kurulacak Türk devletinin de temellerinin atıldığı zaferlerden biridir. Batılılar, “Hasta adam” dedikleri Osmanlı Devleti’ne son darbeyi vurmak için yüklendiler. Zaferden emindiler. Önce boğazları geçecek sonra da İstanbul’a gireceklerdi. Ama hesaplamadıkları bir şey vardı. Mehmetçiğin kanıyla örülecek olan bir duvar, Çanakkale…

Savaş sadece topla tüfekle değil, büyük bir iman ve inançla yapılıyordu. Onlar bunu bilmedikleri için, zafere kesin gözüyle bakıyorlardı. Ama karsılarındaki Türk milleti idi, Mehmetçik idi. Kolay kolay toprak bırakır mı? Her biri kanının son damlasına kadar savaşacak ve “Bu topraklar bizimdir, çekilin gidin!” diyecekti. Yoksa atalarına ihanet etmiş olacak ve on yedi kişiyle devlet kuran bir ulus, tarihe gömülecekti. Nitekim savatsılar ve büyük zafer ortaya çıktı. Çanakkale Zaferi… Çanakkale, insanlıktan soyutlanmış olanlara Mehmetçiğin verdiği iyilik ve insanlık dersidir. Her biri bir iyilik meleği olan Türk insanı, savatsa bile düşmanının bir insan olduğunu unutmadı. Ama düşmanlar, yaralı askerlerimize bile silah sıkmaktan çekinmediler. Bizse onların yarasını tedavi ettik, her yardımı yaptık. Yine de barbar olan, kavgacı olan biz olduk.

Tarihi şan ve şerefle dolu olan Türk milleti, Mehmetçik yine büyük bir zafer kazandı. Hem de yardım için insanlarla savaştığını unutacak kadar, düşmanını dostu olarak görecek kadar büyük insanlık dersleriyle… Kısacası Çanakkale, tarihi san ve şerefle dolu olan bir ulusun kazandığı son zaferlerden biridir. Bu zaferin adı Çanakkale, mimarı Mehmetçik, temsilcisi de Tük milletidir.

Çanakkale Şehitleri

Tarihimizin en hüzünlü zaferidir Çanakkale. Yokluklar içindeki bir milletin çağın en güçlü devlet ve silahlarına topyekün direnişinin gerçek bir destanıdır. Bu destanın her satırında insanlık onuru vardır. Bu onur, düşmana sadece silahlı mücadelede değil, verdiği insanlık dersi örnekleriyle de baş eğdiren aziz Mehmetçiklerimize aittir.

Girdiği çatışmada yaraladığı düşman askerini canını tehlikeye atarak, sırtına alıp düşman siperlerine kadar götürme cesaretini gösteren Mehmetçik, düşmanın her bir rütbesindeki askerini kendisine hayran bırakacak kadar asil bir davranış sergileyerek, savaşın yalnızca öldürmekten ibaret olmadığını tüm dünyaya bir kez daha hatırlatmıştır.

250 bin insanımızın şehadet mertebesine ulaştığı Çanakkale’de her yaştan insanımız gönüllü olarak savaşmış, kadınlar cephedekiler için çorap örmüş, mermi imalatında bile çalışmışlardır. Kısaca vatanın her bir ferdi kendisine yönelen bu vahşi akına elbirliğiyle dur demesini bilmiştir.

Bu cephenin isimsiz kahramanları, vatanın her bir köşesinden Çanakkale’ye koşarken, asla geri dönmeyi düşünmemişler, Türklük onur ve haysiyetini en güzel şekilde korumakla üzerlerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmişlerdir. Onlar, Çanakkale Zaferi’ni elde etmekle, sadece bir zafer değil, Türk milletinin Anadolu’daki varlığının devamını da sağlamışlardır.

Övgülerin en güzeline layık olan Çanakkale Şehitleri asla unutulmayacak, Türk milletinin kalbinde ebedi yaşayacaklardır. Ruhları şad olsun!

EY BU TOPRAKLAR İÇİN TOPRAĞA DÜŞMÜŞ DEDECİĞİM

Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.
Sen ve bütün askerler siz hayattan bir parçasınız. Kafanız gözünüz çeneniz tertemiz alnınız; vurulmuş uzanmış yatıyorsunuz bir hilâl uğruna ya Rab güneş gibi batıp yatıyorsunuz.
Dedeciğim her şeyi hesaplayıp böldüler yurdumuzu bizi yok etmek için ordularla geldiler. Bizi Türk’ü gafletlere daldılar. Teknikleriyle işlerini kolay sandılar. Türk’ü görünce kanları dondu düşmanların kuruyup gittiler.
O gün işte o gün ışıldayan güneşin yerini kapkara bulutlar aldı.
Şart koydunuz kendinize hem de içten bir şart ‘‘Ya ölüm… Ya istiklâl’’ işte buydu o içten şart.
Taarruz için değil ölmek için yürüdünüz. Vatanı korudunuz mübarek kanlar verdiniz.
Geçmişte de şu anda da gelecekte de düşmana verecek bir karış toprağımız yok; Anadolu Türk’ündür sevgili dedeciğim.
Düşman çelikten araçlarla deri ayakkabı ve paltolarla yurdumuzu bölmeye gelirken sen ve asker arkadaşların önü olmayan ince terlik bile denemeyecek ayaklıklarla sayısı çok az olan silahlarla düşmanın karşısına çıktınız.
Son sözün “Vatan Sağ olsun!’’du. Bu sözü söyledikten sonra büyük bir gururla ölüme yürüdün.
Dedeciğim; Mustafa Kemal Atatürk’ün senin ve diğer askerlerin sayesinde Çanakkale düşmana geçit vermedi topraklarının üstüne başka bayrak dikmedi.
Dedeciğim şimdi de düşmandan hiç korkumuz yok. Düşmanlar kolaysa gelsin Türk’ün toprağına. Türk toprağının arkasında Atatürk’ün izinde yenilmez Mehmetçik var. Tarihe sığmayacak ulu zaferimiz var.
Çanakkale’nin ulu toprakları altında iyi uyu dedeciğim. Sevgilerimle…


GURUR KOKAN TOPRAKLAR

Siz hiç Çanakkale’ ye gittiniz mi? Denizin o kan kokan kırmızısına dalıp o maviliğe kırmızı hüznü salan şehitlerimizi düşündünüz mü? Ya da gecenin bir yarısında Karanlığın içinden gelen vatanı uğruna hayatını veren insanların sesini duydunuz mu? Ben duydum. İçinizde öyle derin fırtınalar kopuyor ki; gözlerinize anlamını bilmediğiniz çiğ taneleri düşüyor. Belki ağlıyor belki kahroluyorsunuz ama o her adım atışında üstlerine bombalar kurşunlar şarapnel parçaları yağan şehitleri düşündüğünüzde yüreğiniz bir parça daha eriyor.
Neden bu kadar acı sözler düşüyor dudağımdan kalemime? Eğer o savaşta o yiğitler göğüs gerip o kurşunlara yüreklerinden kocaman surlar örüp kazanmasalardı o savaşı o zaman işte o zaman bizde olmazdık. Belki ayrı ayrı devletlerin himayeleri altına girip bu günkü hürriyet özgürlüğü yakalayamazdık; çünkü Çanakkale Türkiye’ nin geçiş noktası. Çanakkale’nin elimizden alındığını bir düşünsenize! Tanımadığımız insanların Türk topraklarını kazanması ve özgürce “ burası benim” dediğini. Onlarca Türk’ ün dedelerimizin atalarımızın ve sırtında kurşun taşıyan eşlerine yavrularına ve en önemlisi vatanına bir parça yardımı bulunmasını isteyen o analarımızın kanlarıyla sulanmış topraklarımızın bir başkasına ait olmasını… düşünmesi bile korkunç! İnsanın içine en derinden kurşunlar yağıyor sanki. Yüreğim bir nebze daha parçalanıyor içimde. Kendi kendime diyorum ki: “ O savaşta mağlup olsaydık şimdi bu bağımsız topraklar bizim olur muydu? Kendi vatanımıza emanet toprakların üstünde yürümez miydik? Düşmanlarımız önce Çanakkale’yi sonra İstanbul’ u ve sonra… O kadar ağır bir savaştan belki tüm Türkiye…Ama Türk Askeriydi onlar! Verir miydiler bu vatanı el oğluna? ‘Hayır’… Allah Allah diye inliyen sesleriyle savundular bu toprakları…”

İşte böyle düşündükçe Çanakkale’ yi; acaba kırmızıya çalmasaydı deniz bu kadar hüzünlü dans etmeseydi yapraklar rüzgarla ve kanla sulanmasaydı bu toprak değerini bilir miydik? Titremezdik sanki sıradan bir yermiş gibi gelirdi. Aslında Türkiye’ nin her yeri gurur kokan topraklarla örtülü değil mi? Dünden bu güne onlarca savaş olmadı mı? Vatan uğruna bu topraklar kanla sulanmadı mı? Doğudan batıya onca insan şehit olmadı mı?

Onlar öyle onurlu ve gururluydular ki yüreklerinin tam ortasında demirden ateş topları saplansa bile yüzlerinde vatanı uğruna can vermenin sevincini taşıyorlardı. Ey Türk Askeri! Sen ki cephenin ardında nasır tutan elerinle savaşırken onlar neden savaştıkların bile bilmiyorlardı. Çanakkale yakılıp yıkılırken ve üstümüze bombalar yağarken düşmana inat kadere inat ve gözlerini kaparken kırmızı yağmurlar altında ölüme inat yeni bir zafer kazanmanın sevinciyle dört elle sarıldın toprağına. İçine çekerken deniz kokusunu gözlerin doldu. Belki alınyazından belki yeni doğmuş bebeğinin hayalinden…Ama baş eğmedin.

Ey Anadolu’ nun her tarafından gelip bu topraklarda yatanlar gözünüz arkada kalmasın. Biz bu aziz vatanı ister gecenin kör karanlığında ister alaca şafakta olsun kimselere bırakmayacağız. Çanakkale aslımızdır ve biz aslımızı unutmayacağız.

ÇANAKKALE BİZİM

Soğuk gece… Deniz rüzgarları altında toprak soluklanıyor. Kan alıyor gam veriyor… Kızıl olmuş deniz ahal coşkun… Yabancı gemileri koynuna almış Çanakkale mahçup.. Dalgalar şahlanmada. Zaman geleceğin getireceklerinden korkarak yürüyor. Gün ağarıyor gün batıyor. Çanakkale bizim.
Uzakta küçük bir köy düşman postallarının çiğneyemediği temiz bir köy…Bir ihtiyar dua ediyor. Oğullarını torunun kardeini verdiği umudum canım namusun dediği Çanakkale için Çanakkale’ye gitmek için…
Karlı yollarda bir kağnı. Arkasında bir kadın. Sıcak yüreğinde soğuk savaşı ağırlamış. Kağnısında battaniyelere sarılı top mermileri cepheye götürülecek… Cephe uzak ölüm yakın ve Çanakkale bizim.
Düşman dört bir yandan saldırmış. Bir kol kalmış son umut. Altı asırlık devletin son çığlığı. Milletin hep beraber haykırdığı özgürlük yemini tek şahidi Çanakkale.
Temiz dudaklar yudum yudum içerken şehitlik şerbetini ölüm getiren bombalar atıyor düşman. Düştüğü yere ölüm saçan kara tabutlar toprağı delik deşik ediyor. Çanakkale hala bizim.
Silah sesleri kan kol bacak… Kıyamet kopuyor… Çanakkale mahşer gün uyuyor düşman uyanık iki yakalı Çanakkale birbirine hasret. Kan dolmuş yüreğine Çanakkale’nin yine de bizim kalacak…
Süngülerin ucuna yürek takıldı mı dünya gelse ne fayda. Çanakkale’de bir millet var var olma mücadelesi veriyor. Ve Çanakkale taşıyla toprağıyla mücadeleye yardım ediyor.
Nusret Mayın Gemisi yırta yırta boğazın sularını ilerliyo. Çanakkale bu kez açıyor sularını Nusret’in önünde… Çanakkale bir kedi uysallığıyla saklıyor mayınları. Çanakkale bizim kalıyor.
Elazığlı Ahmet Yemenli Ali Trabzonlu Hasan Manisalı Orhan ve bir çok aslan. Anadolu’dan Afrika’dan Irak’tan. Her şeyini almış canını almış da gelmiş. Çanakkale bizim kalsın diye.
Seyid Onbaşı kaldırırken bombayı Uyvar önünde Türk kadar güçlüydü. Değil bombayı üzerinde bulunduğu Çanakkale toprağını kaldırması gerekse bunu da yapardı. Kaldırır atırdı Çanakkale bizim kalsın diye.
Ve Anafarta’nın dünyaya ışık saçan sarı çiçeği. Ölmeyi emreden kumandan…O ki ölümü mavi gözleriyle korkutan kumandan. Attığı her adımda Çanakkale titriyor… Mustafa Kemal Paşa “ÇANAKKALE BİZİM” diyor…
Yabancı bir asker esir düşmüş titriyor… Osmanlı’yı barbar demişler. Onu barbar sanıyor. Vurulmuş bacağından Çanakkale toprağında. Geliyor Türk askeri. O geldikçe beriki titriyor. Türk askeri gelir gelmez vuruluyor bir anda. Gömleğini yırtıyor Türk askeri koyuyor Anzak’ın yarasına. Anzak şaşkın. Asker kendi yarasına da toprak basıyor. Onca yıldır barbar bildiği Türk askeri hak ettiği değeri buluyor. Ve Anzak da anlıyor gerçek kahramanın kim olduğunu.
Bir kısmı anıtlara alınmış öbür kısmı toprağa taşmış askerler artık yok. Deniz dalgalarıyla geçmişi alıp kıyıya ümitleri vuruyor. Varsın deniz kızıl olmasın yere bomba düşmesin.. . Yer gök gerçekelri unutmayarak susmuyor haykırıyor. Tarihe sığmayan kahramanlar. Onlar kanlarının bedelini destanlaşan kahramanlıklarını tarihten zafer olarak aldılar…
ÇANAKKALE… O BİZE AİT VE EBEDİYEN DE ÖYLE KALACAK…

18 Mart En Güzel Çanakkale Zaferi İle İlgili Şiirler /2014

canakkale-savasi-9Çanakkale de şahlanan ruh, milletimizin mayasını oluşturan iman ve kardeşlik ruhudur.

Vatanın, namusun, dinin, bayrağın, kısaca bizi biz yapan değerleri feda etmemek için toprağa düşen şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz..

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Çanakkale dediğin manasızdır sanma sen
Ordaki şehitlerdir tarihlere şan veren
Vatan toprağı için can ile serden geçen
Korkuyor bu kafirler tüyleri diken diken

Su üstü mayın dolu nusret toplar mayını
Bir yandan Elizabeth düşünüyor canını
Komayacağız yerde şehitlerin kanını
Korku bilmez bu millet artıracak şanını

Mehmedoğlu Seyyid’in mermiyi kaldırışı
Dünya durdu, dönmüyor seyreyliyor yarışı
Anlayacak kafirler bucağı ve karışı
Türküm başkaldırdı ki zaferdir haykırışı

Gaza, cihad nasib et Türk milletine ya Rab!
Anzak, Hindu, İngiliz… Hepsi harab ve bitab
Her renk, her dil, her kıta bilsin ki bu kutlu ab
Çanakkale suyu bu ne Rum dinler ne Arab

Anafarta, Dardanos, Boğalı, Seddülbahir
Türktedir bu topraklar dünyada evvel ahir
Kayboldu İngilizler bilinmiyor nerdedir
‘Çanakkale Geçilmez’ bu da açık gerçektir

Samet Mehmet Bora

18 MART ÇANAKKALE

Bulutlar sarmıştı her yanı,
Kapkara bir geceydi,
Yağmur,bardaktan boşalırcasına,
Sağnak gibi yağıyordu,
Yedi düvelin gemilerinden yükselen,
Top,tüfek sesleri,
Her yanı inletiyordu,
Mustafa Kemalin askerleri,
Aslanlar gibi dövüşüyordu,
Ve Çanakkale kahramanca,
Düşmana selam veriyordu,

Kükrüyordu tepeden,
Mustafa Kemal,
Vatanıma ayak basacaksa düşman,
Yaşamanın ne gereği var,
En son nefer ölünceye kadar,
Dövüşeceksiniz aslanlar,
Görecek bütün dünya,
Ne aslanlar doğururmuş,
Emineler,Hatçeler,Ayşeler,Fatmalar.

Ali Osman Yılmaz


BİR YOLCUYA

Dur yolcu! bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bu tümsek, Anadolu’nda
İstiklal uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmet’in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmet’in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanının kattığı yerdir.

Düşün ki, haşre dek kemiğin, etin
Yaptığı bu tümsek, amansız çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

Necmettin Halil ONAN

Çanakkale Mahşerinde 

Çanakkale mahşerinde can pazarı kurulmuş
Toprağı şehitlerin kanlarıyla yoğrulmuş

İman en büyük silah vatan en sevgili yar
Bağrına taş bassın beklemesin analar

Eller duaya kalkmış bu son cuma namazı
Vatan onlardan razı onlar vatandan razı

En fedakar en cesur en büyük asker bizim
Sevinsin türk evladı çünkü bu zafer bizim

Düşmanın hayalleri gömüldü kara suya
Hangi millet galip gelir böyle şanlı orduya

Anlasın bütün cihan Çanakkale geçilmez
Şühedanın kanına asla değer biçilmez.

Coşkun Arslan

18 Mart Çanakkale

Bulutlar sarmıştı her yanı,
Kapkara bir geceydi,
Yağmur, bardaktan boşalırcasına,
Sağnak gibi yağıyordu,
Yedi düvelin gemilerinden yükselen,
Top, tüfek sesleri,
Her yanı inletiyordu,
Mustafa Kemalin askerleri,
Aslanlar gibi dövüşüyordu,
Ve Çanakkale kahramanca,
Düşmana selam veriyordu,

Kükrüyordu tepeden,
Mustafa Kemal,
Vatanıma ayak basacaksa düşman,
Yaşamanın ne gereği var,
En son nefer ölünceye kadar,
Dövüşeceksiniz aslanlar,
Görecek bütün dünya,
Ne aslanlar doğururmuş,
Emineler, Hatçeler, Ayşeler, Fatmalar.

Ali Osman Yılmaz

Çanakkale Kahramanları

Malım, mülküm
Eşim, dostum
Yarim demediniz
Hiç tereddütsüz
Gidip can verdiniz
Elimde bardağım
Çayımı rahat içebiliyorsam
Çünkü siz orda öldünüz
Daha onbeşinde, onaltısında
Kurşunlara yürüdünüz
Helal edin hakkınızı
Yapabildiğim tek şey bugün
Bir Elhamla, iki damla gözyaşı
Ruhunuz şadolsun
Çanakkale Kahramanları

Ayşe Adlım

YİĞİDİM / ŞEHİDİM

Bakmakla bilinmez kıymetim/kadrim
Her karşı toprağım kutsaldır benim
Uğruma binlerce şehitler verdin
Al kanla yazıldı tarih defterim

Vurulup koynumda yatan yiğidim
Kıyamette elbet sana şahidim
Bu vatan uğruna gitti gençliğin
Göklerden verildi rütben şehidim

Vatan bir cehennem gibi yanıyor
Dünya bizi mağlup olmuş sanıyor
Suskun duran millet bir uyanıyor
İttifaklar Mehmetçiği tanıyor

Kahramanlar burda çoktur seçilmez
Şehitlik şerbeti kolay içilmez
Bir nefes anında umman geçilir
Bilinir ki Çanakkale geçilmez

Burası Türklerin ebedi yurdu
Her Mehmet bir tabur düşman vurdu
Böylece tüm dünya şanın duydu
Yedi Düvel mecbur selama durdu

Dinle beni dinle anla ey gencim
Yiğitler koynumda artar direncim
Atanın yazdı takvime göre
Seninle akranım ben de çok gencim

Huzurla şad olsun ruhu atanın
Pişman oldu soyu bana çatanın
Sonsuza dek sana kutsal vatanım
(Bu)Övünç binlerce kefensiz yatanın

Ey gencim ecdadın bedel ödedi
Uğratma namerdi yurduma dedi
Üzme sen Ata’nı incitme emi

Görevi ilahi bilincindendi
Şöhreti saygıyla söylenip geldi

Zeki İ. KIZILIŞIK

Altan Günbay Kimdir Hayatı

imgresUsta sinema oyuncusu Altan Günbay hayatını kaybetti. Altan Günbay 100’ü aşkın filmde rol almıştı.

Altan Günbay Biyografi:
Altan Günbay, 19 Ocak 1932 tarihinde Konya’da doğdu. Gazi Lisesinden mezun olduktan sonra Ankara Devlet Konservatuvarı’nı bitirdi. Almanya’da eğitim gördü.
Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde çalıştı. Sahneye ilk defa 1954 yılında “Cavalleria Rusticana” operasıyla çıktı. Othello, lucia , Carmen, Salome gibi 20 operada başrol oynadı. 1969 yılında istanbul devlet operası’nın kurulmasıyla birlikte istanbul’a nakil oldu. istanbul’da 30 yıl boyunca sürdürdüğü solist sanatçılığının yanısıra rejisörlük ve müdür yardımcılığı görevlerinde de bulundu.
1964 yılında “Şehrazat” filmiyle sinemaya başladı. 250 den fazla filmde oynadı. Bir zamanlar Türkiye’nin Yull Bryner’i olarak tanınmış , aslında kel olmadığı halde özellikle saçlarını kazıtmıştır. 1966 yapımı “Altın Çocuk” filminde yönetmen Memduh Ün saçlarını kazıtmasını isyeyince filmden sonraki 18 yıl boyunca saçlıyken saçsız gezmiştir.
Usturaya vurulmuş başı, ince bıyıkları ve karakteristik ifadeleri ile sinemamızın en önemli karakter oyuncularından biridir Altan Günbay. Üstlendiği kötü adam rollerini başarıyla canlandırmış, ona ün getirmiş fiziğini uzun yıllar korumuştur.
Altan Günbay, halen sinema ve dizi çalışmalarına devam etmektedir. Son olarak Çocuklar Duymasın adlı televizyon dizisinde Haluk karakterinin babasını canlandırmıştır.
“Uykusuz geceler” filminin fon müziği yapan Günbay , “Buğulu gözler”,”Bekliyorum” gibi bir çok şarkı da besteledi.
1982 yılında “Beni Unutma”, ve “Seni Kalbime Gömdüm” filmlerinin yapımcılığını yaptı.

8 Mart 2014 Dünya Kadınlar Günü Kutlama Mesajları Sözleri

bilecikten-8-mart-dunya-kadinlar-gunu-mesajlari1857 yılında daha iyi iş koşulları için ayaklanan 40.000 dokuma işçisine polisin müdahalesi sonucu, 129 kadının hayatını kaybetmesi üzerinden 50 yıl geçtikten sonra ,

1910 yılında  Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında Alman Sosyal Demokrat  önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına (International Women’s Day – Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

2. dünya savaşından sonra 1960 ‘lı yıllarda ABD’de de kutlanmaya başlamasının ardından bütün Dünya da hızla benimsendi ve 1977 yılında Birleşmiş Milletler tarafından da kabul edilmesiyle resmiyet kazanmış oldu.

 

8 Mart 2014 Dünya Kadınlar Günü Mesajları

– Şuna inanmak lâzımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir. Mustafa Kemel Atatürk (1923) Kadınlar günün kutlu olsun…

– Peygamberimizin (Cennet annelerin ayakları altındadır) sözünün muhatabı olan tüm dünya kadınlarının 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlarım.

– Hayatı tutabilmek, sevgiyi kaçırmamak, Keşke dememek için umudunu ikiyle çarp bu gün. Ve onları gerçekleştirecek zamanı ayır kendine.. Gününüz mutlu, hayalleriniz tatlı olsun. Ellerinize güneş, gönlünüze bahar dolsun, Her şey gönlünüzce olsun.. 8 Mart’iniz kutlu olsun.

– Güneş yüzlü annem, ellerinden öperim. Kadınlar günün kutlu olsun..

– Sevgilim, birgün umarım bana gösterdiğin sevgi ve sabrı sana gösterebilme şansım olur… Kadınlar Günün Kutlu Olsun

– Senin sevgin dünyamı ısıtan tek güneştir. Hiç ışığın eksilmeyecek biliyorum. Varlığınla mutluyum. Kadınlar günün kutlu olsun sevgili annecigim..

– Sabırlısın, sıcaksın, şefkatlisin, koruyucumsun, bağışlayansın.. Annemsin. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün Kutlu Olsun..Seni çok seviyorum.

– Yüreğindeki sınırsız sevgi ve sabır için çok teşekkürler. Kadınlar Günün Kutlu Olsun.

– Her şeye değer senin sonsuz sevgin. Seni çok arıyorum.. Çok özledim. Kadınlar günün kutlu olsun biricik meleğim.

– Mesafeler uzak olsada,yuregim hep senin canim..Kadınlar günün kutlu olsun.

– Senin sevgin dünyamı ısıtan tek güneştir. Hiç ışığın eksilmeyecek biliyorum. Varlığınla mutluyum. Kadınlar günün kutlu olsun sevgili annecigim..

– Her şeye değer senin sonsuz sevgin. Seni çok arıyorum.. Çok özledim. Kadınlar günün kutlu olsun biricik meleğim.

– Güneş yüzlü annem, ellerinden öperim. Kadınlar günün kutlu olsun..

– Sabırlısın, sıcaksın, şefkatlisin, koruyucumsun, bağışlayansın.. Annemsin. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün Kutlu Olsun..Seni çok seviyorum.

– Cumhuriyet ile kazanılmış çağdaş haklar ve özgürlüklerle birlikte, yaşamın her alanında başarıyla yer almış kadınlarımızın kadınlar gününü kutluyorum.

– 8 Mart, dünyada kadınların eşitlik, kalkınma ve daha huzurlu yaşam özlemleri dile getirdikleri gündür. Kadınlarımızın bu anlamlı gününü yürekten kutluyorum.

– Cumhuriyet ile kazanılmış çağdaş haklar ve özgürlüklerle birlikte, yaşamın her alanında başarıyla yer almış kadınlarımızın kadınlar gününü kutluyorum.

– Dün sana kızdıklarımı bugün ben yapıyorum. Çünkü aslında senin küçük bir kopyanım. Umarım senin kadar sevgi dolu olurum.. Kadınlar Günün Kutlu Olsun.

– Cumhuriyet ile kazanılmış çağdaş haklar ve özgürlüklerle birlikte, yaşamın her alanında başarıyla yer almış kadınlarımızın kadınlar gününü kutluyorum.

– Kadın, doğası gereği zayıftır; ama acıya en çok o dayanır. Kadının direncini kıran tek şey; hayal ettiği kişinin boş çıkmasıdır.

– Tüm dünya, ülkemiz ve üyelerimiz arasında görev yapan kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

– Analarımız, bacılarımız hayatımızın yarısı hatta çok daha fazla değerlerimizi ifade eden kadınlarımızın Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

– 8 Mart, dünyada kadınların eşitlik, kalkınma ve daha huzurlu yaşam özlemleri dile getirdikleri gündür. Kadınlarımızın bu anlamlı gününü yürekten kutluyorum..

-Kim Kadın?
Adam olmadan önce insan olabilmenin en temel unsurudur kadın. Çoğu zaman değil, her zaman her gözün nuru, hayatın can damarıdır. İnsanlığın devamı için olmazsa olmazdır. En büyük dertlerin dertlisi, en büyük mutlulukların ardındaki kahramandır.

– Bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, eşitlik, özgürlük ve mutluluk dolu bir yaşam sürmelerini diliyorum.

– 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, tüm dünyada, kadınların eşitlik, kalkınma ve daha huzurlu yaşam özlemlerini ve isteklerini dile getirdikleri, birlik ve beraberlik günü olarak kutlanmaktadır.